sah_mat (22-02-2012)
Osmanlı devleti’ nin son devirlerinde bir paşanın bir oğlu vardı. Babası bu genci ahlakı güzel dinine bağlı kocasına iteatkar bir kız ile evlendirmek istedi. Hanımı paşaya;
-“Bizim yalının kahyasının bir kızı varmış. Ben görmedim ama ahlakını çok meth ettiler. Eyüp^de mütevazi bir evde oturuyorlarmış., ona talip olalım” dedi. Paşada bunu iyi karşıladı. Neticede kızında razı olmasıyla kahya kızını vermeyi kabul etti. Söz, nişan, nikah derken düğün merasimi paşanın Kanlıca’ daki yalısında yapılmakta idi. Usule göre gençler birbirini düğün günü göreceklerdi.
Damat zevcesinin duvağını açıp yüz görümlüğünü takarken, bir fenalık geçirerek yere düştü. Gelin mahzun olarak;
-“Beyefendi, küçük yaşta geçirdiğim çiçek hastalığının. Yüzümde bıraktığı izler, bir ömür yüzüme bakmaya mecbur olduğunuz zevcenize karşı size bir sıkıntı verdi. Ancak bu benim elimde olan bir kusur değil. Şimdi sizden istirhamım şu; 40 gün yanınızda bir misafir olarak kalayım. Bu müddetin sonunda mizaçlarımız uymadı bahanesi ile evime döneyim. Bu hususta lütfen anlayış gösterin. Bundan da kimsenin haberi olmasını istirham ediyorum….! Diyerek gözleri yaşlı bir halde damadın ayaklarına kapandı.. Damat ne diyeceğini şaşırmıştı..çaresiz kabul etti.
Bu ara gelin konak da hizmetkarlara varıncaya kadar, güzel ahlak, hizmet, tevazuu, davranışları ve konuşmaları ile herkesin kalbinde taht kurdu. Bir gün gelin damadın yanına gidip mahzun olarak dedi dedi ki;
-“Yalıdaki 40 günlük misafirliğim için teşekkür ederim. Artık evime dönmek üzere müsaadelerinizi istemekteyim….” Ayağa kapanma sırası damada gelmişti… yalvararak dedi ki;
-Muhterem hanımefendi.. eğer siz ben beğenmediyseniz ve evinize dönmekte karalıysanız, ona bir diyeceğim olmaz. Ancak siz benim için artık vazgeçilmez bir zevcesiniz. Güzel ahlakınızı görünce asıl güzelliğin yüzde değil gönülde olduğunu anladım ve size deli gibi aşık oldum…” Bu ve buna benzer sözlerle gelini ikna edip kararından vazgeçirdi. Ve en önemlisi aralarındaki bu sırrı anlayabilecekleri çağa gelince çocuklarına da açıkladılar.
Böylece onlara da aile saadetinde gönül temizliğinin ve güzel ahlakın her şeyden önemli olduğunu bu misalle anlattılar…
sah_mat (22-02-2012)
harika canım.. paylaşım için teşekkurler
Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma..
Köküm sağlamdır sarsılsamda kopmam dalımdan..
Öyle kolay değil rüzgarın önüne kapılıp gitmem..
Son ana kadar vazgeçmem yaşamaktan..
Ne fırtınalar koptu benim hayat dallarımda..
...Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan..
İçimde kıyametler kopsada..Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından....
Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)
Bu Konuyu Paylaşın !